topbella

1 Ağustos 2014 Cuma

Çok sevdigim maskem

Blog adından da belli oldugu gibi hayata dair her şey yayınlanacak bu blogda.Bu gün düşündüm ve sizinle çok sevdigim bir maskeyi paylaşmak istedim.Bu maskeyi çok sık yapıyorum.Maskeyi evdeki malzemelerden yapıyorum.Çok kolay ve aynı zamanda etkili bir maske.Yüzünü derinlemesine temizlemek isteyen her kese öneririm.
maskeyi hazırlamak için ihtiyacınız olan malzemeler:
-1 tatlı kaşıgı kuru maya ve 1çay kaşıgı karbonat -sıcak su (mayayı çözecek kadar)
-yogurt (süzme  yogurt olursa daha iyi).Krem kıvamına gelene kadar iyice karıştırıyorum .Sonra temiz kuru cilde uyguluyorum.Kuruduktan sonra ılık suyla yıkıyorum.Yumuşak havluyla sert şekilde siliyorum.Siyah gözenekler temizleniyor.Sildikten sonra cildimi tonikleyib nemlendirici krem sürüyorum.Sonunda parlak pürüzsüz bir cildim oluyor.

25 Temmuz 2014 Cuma

Başarının sırrı

İki arkadaş yaya olarak dünya turuna çıkıyorlar.Yolda gerekli ola bilecek her şeyi sırt çantalarına dolduruyorlar.Sonuçta çantalar çok agır oldugu için her akşam çok yoruluyorlar.Günlerce seyahat ediyorlar.Her akşam çadır kurarak dinleniyor sabah yeniden yürümeye başlıyorlar.Yine bir akşam deniz kenarında çadırlarını kurarak dinlenirken denizin üzerinde ruhani bir ışık belirdi ve bu iki arkadaşa yakınlaşmaya başladı.Arkadaşlar şaşkınlıkla bibirine bakarken bu ışık demetinden bir ses duydular.'Bu gece deniz kenarındakı çakıl taşlarından sırt çantalarınıza toplayın ve yarın seyahetiniz boyunca sırtınızda taşıyın.Dedigimi yaparsanız yarın akşam her ikinizin de hem çok üzülecegi hem de çok sevinecegi bir haber verecegim.'söyledikten sonra kayb oluyor.Arkadaşlar bu sözler karşısında hem çok şaşırıyor hem de çok kızıyorlar.Çünki bu yorgunlukla bir de çakıl taşları toplamak zorundalar ve yarın seyahetleri boyunca bu taşları sırtlarında taşımak zorundalar.Arkadaşlar çantalarına çakıl taşları topladıktan sonra uyudular ve yarınki geceyi merakla beklediler.Ertesi akşam arkadaşlar daha da yorgun bir vaziyette çadırlarını kurdular.Bütün gün çantalarında çakıl taşları ile gezmişdiler ve fazlasıyla yorulmuşdular.Merakla beklemeye başladılar.Ama ruhani ışık görünmedi ,mesaj gelmedi.Arkadaşlar çok kızdılar.Aldatıldıklarını düşündüler.Çantalaırını açıb bir an önce çakıl taşlarını dökmek için kalkdılar.Çantalarını açtıklarında sevincten bagırdılar.Çantaları elmaslarla dolu idi.Çakıl taşları elmaslara dönüşmüştü.Sevindiler ve üzüldüler.Üzülmelerinin nedeni şuydu;neden daha fazla çakıl taşı toplamadık çantalarımıza.Bu hikayede çok önemli bir mesaj var.Yarın elde edeceginiz başarılar bu gün ne kadar çok çalışmanıza baglıdır.Başka bir deyişle ne kadar çok çakıl taşı toplarsanız o kadar elmasınız olur.Bu gün nerede oldugunuz dün ne yaptıgınıza baglı..Yarın nerede olacagınıza da bu gün ne yaptınız karar verecek…Yarın üzülmek istemiyorsanız bu gün çok çalışın…

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Kusurlarımız

Bu konu her zaman ilgimi çekmiştir.Kusurlarımız olmasaydı ne olurdu?Eskiden bu kusurlar beni çok rahatsız ederdi.Büyüdükce canlı ve cansız varlıkların kusursuz olmadıgını gördüm.Bazen bu kusurlar meziyete ,bazen kurtuluşa dönüşe biliyor.Bu konuyla ilgili bir hikaye okudum ve çok hoşuma gitti.Bu hikayeyi sizinle paylaşıyorum. Bir adam, her gün omuzuna aldığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış... Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; ... Her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve.. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış... Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ula ştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün,görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş: "Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor.." Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum.. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Sendromlar

Bu gün sizinle bir konu paylaşmak istiyorum.konu sendromlar.Önce sendrom ne demek onu anlayalım.Sendrom birbirleriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir olgu olarak kendilerini gösteren bulgular bütünüdür. Bu, kalıtsal olabilir ya da edinsel nedenlerle de oluşabilir.Siz de son zamanlarda etrafınızda bu kelimeyi  çok sık duyuyorsunuz.çünki her geçen gün etrafta sendromlu çocukların sayı fazlalaşmakta.20-30sene öncesine kadar bu sendromlar çok nadirdi.Teknoloji ilerledikce,dünyamız kirlendikce bunların sayısı da arttı.benim 18 aylık oglum da bu sendromlardan birin e sahip.Sendrom çok nadir rastlanan bir sendrom.Tıpta cri-du chat,5p delesyon sendromu,halk arasında kedi miyavlaması sendromu olarak tanınır.bu sendromla ilgili biligiyi bu gün sizinle paylaşcam. Kedi çığlığı sendromu veya tıptaki isimleriyle Cri du Cat sendromu ya da Cri-du-Chat sendromu 5.kromozomun kısa kolunda gen kaybıyla ilişkili nadir bulunan bir genetik düzensizliktir. Bu tip kromozom mutasyonlarında DNA'daki bazın ya da bazların yok olmasına delesyon adı verilir. Delesyondaki büyüklük bebeklerdeki fiziksel, psikomotor ve zihinsel gelişimlerini etkiler. Sendrom adını yenidoğanın karakteristik ağlamasından alır. Bebeğin ağlayışı yutak ve sinir sistemindaki sorunlarla ilişkili olarak yavru kedi miyavlaması gibidir. Bu ağlayış sendromu tanımlar. Bu bebeklerin 1/3'ü 2 yaşından önce bu ağlayışlarını kaybederler. Cri du chat sendromunun diğer belirtileri ise şöyledir:
  • yutma ve emmedeki zorluklar yüzünden beslenme problemleri,
  • düşük doğum ağırlığı ve zayıf büyüme,
  • bazı kavrama, heceleme ve motor gerilikler,
hiperaktivite, saldırganlık, huysuzluk nöbetleri ve tekrarlamalı hareketler gibi davranışsal problemler,
  • zamanla değişebilen alışılmamış yüz çehresi,
  • aşırı salya,
  • kabızlık,
  • gözler arası mesafenin geniş olması,
  • ense yapısının küçük olması,
  • yüksek ve dar damak yapısı,
  • parmaklar arasında kısmi perde,simian çizgisi
·         Ek olarak, genel bulgular düşük doğum ağırlığı, hipotoni, mikrosefali, gelişme geriliği, dolgun yanaklı yuvarlak bir yüz, hipertelorizm, epikardiyum katları, düşük-eğilimli palpebral çatlaklar, strabismus, düz burun köprüsü, aşağı dönük ağız, mikrognathia, düşük kulaklar, kısa parmaklar, tekli avuç çizgisi ve kalple ilgili eksiklikler (örn; ventrikular septal eksiklik (VSD), atrial septal eksiklik (ASD), PDA). Daha az sıklıkla görülen bulgular ise şöyledir: yarık dudak ve damak, timik displazi, hazım anomalisi, megakolon, kasık fıtığı, kalça çıkığı, kriptorsizm, hipospadias, az bulunan böbrek anomalileri (örn: at nalı böbrek, renal ektopi, hidronefroz), beşinci parmakta klinodaktili, talipes equinovarus, pes planus, ikinci ve üçüncü parmaklarda sindaktili, oligosindaktili ve aşırı-esneyebilen ek yerleri.
·         İleri çocukluk çağları ve ergenlikte zeka geriliği, mikrosefali, yüz simasının kabalaşması, çıkıntılar, derine yerleşik gözler, düşük burun kemeri, üst dişlerin sorunlu kapanışı ve belkemiğinde normal dışı yan kıvrım gibi bulgular da görülebilir.
·         Hasta dişi bireyler ergenliğe ulaştıklarında mensturasyonla birlikte ikincil eşey özellikleri geliştirirler. Genital bölge genellikle çift-uzantılı rahim şeklindeki bir rapor haricinde normaldir. Erkeklerde testisler genellike küçüktür fakat spermatogenezin normal olduğu düşünümektedir. Cri du chat'den etkilenmiş insanlar doğurgandır ve üreyebilirler.

2 Haziran 2014 Pazartesi

Sevgi denen zenginlik

Merhaba.Bu gün sizinle bir hikaye paylaşmak istiyorum.Hikayeyi bu gün okudum.beni cok etkiledi.Bazen aslında önemsiz olan şeyler bize aslında önemli olan şeyleri unutturuyor.Hikayeyi okuyunca siz de anlayacaksınız.Bu hikayeye göre bir adam 3yaşındakı küçük kızını yaldızlı ambalaj kagıtı rulosunu israf ettigi için cezalandırmıştı.Ailenin ekonomik durumu iyi degildi ve adam yılbaşı gecesi için yapılan bu süsleme israfına çok öfkelenmişti.Ancak yılbaşı gecesi evde televizyon izlerken hiçbeklemedigi bir anda küçük kızı yaldızlı kagıta sarılı bir hediye kutusu getirerek. 'Baba bu senin için 'dedi.Adam küçük kızının bu davranışı karşısında bir gün önce gösterdigi aşırı tepkiden dolayı cok utandı.Ancak kutunun boş oldugunu gördügünde yine öfkelendi.Küçük kızına 'birisine hediye verdigin zaman içinde bir şey olmalı'diye bagırdı.Küçük kız durdu babasına şaşkınlıkla baktı ve gözyaşlarına boguldu.hıçkırıklar içinde ama baba dedi ve devam etti 'o kutu boş degildi.O kutunun içini ben öpücüklerimle doldurmuştum ve onların hepsi seninçindi.'adam küçük kızından beklemedigi bu sözler karşısında yıkılmışdı.adam egildi kızını kolları arasına aldı ve özür diledi.Kısa bir süre sonra beklenmedik bir kazakızın hayatını aldı.Aileye derin hüzün çöktü.hikayeye göre adam küçük kızından aldıgı öpücük dolu kutuyu yıllarca yatagının yanında sakladı. Ve ne zaman morali bozulsa ,cesareti kırılsa ve ya bi şeye öfkelense küçük kızının o kutunun içine sakladıgı hayali sevgisinden ve öpücüklerinden biraz alarak teselli oldu.Aslında hepimiz aiemizden,çocuklarımızdan,yakınlarımızdan gelen böyle sevgiye sahipiz.Sevgi denen bu deger hiç bir zenginlikle ölçülemez.Bu zenginligin farkına varmamaız dilegile...

31 Mayıs 2014 Cumartesi

hi all

welcome to my blog!