topbella

9 Şubat 2015 Pazartesi

Kusma refleksi


  Merhabalar.Bu gün bazen bizi korkutan,rahatsız eden kusma refleksini konuşmak istiyorum.İnsanın en önemli reflekslerinden biri olan kusma;mide ve bagırsak muhteviyyetının kuvvetli kasılmalarla agız ve burun yoluyla dışarı atılması hadisesidir.Önemli uyarıcı olan kusma;kafa içinde basınç artmasıyla seyreden beyin kanamaları veya tümörlerinde,hipertansiyon hastalıgında,idrar yolu enfeksiyonlarında,şeker komasına dogru ilerleyen kan şekeri seviyelerinde ve bagırsak tıkanıklıklarında bazen ilk bulgulardan birisidir.Kusma sayesinde,bazen gerçek rahatsızlık ortaya çıkabilir.
  Vücudumuzda yerleştirilmiş bütün mekanizmalar gibi kusma da,belli bir plan ve program dahilinde gerçekleştirilir.Bu esnada vücutta bir koordinasyon sergilenir.Beyinde bulunan kusma merkezi bu koordinasyonu saglamakla vazifelidir.
  Kusma öncesi tükürükte ve burun salgılarındakı hızlı artma;bir adım sonra bu yollardan atılacak olan yüksek asitli muhteviyyetın verecegi zararı azaltan bir tesir gösterir.Mesela bu salgı artışı,diş minelerinin korunmasına vesile olur.Normalde bir gıda maddesinin ulaşmasıyla ince bagırsaklardan kalın bagırsaklara dogru gerçekleşen itme hareketi,tersine dönerek ince bagırsaklardan mideye akım olur.Bu sırada mide-bagırsak geçişini saglayan bir kapı hükmündeki kaslar gevşeyerek açılır;böylece bagırsak muhteviyyetı midede birikir.Kusma öncesi derin nefes alıp vermeler,kusma sırasında nefes ihtiyacını azaltır;ses tellerinin birbirine yaklaşarak nefes yolunu kapatması sayesinde de kusulan mide muhteviyetının akcigerlere kaçması zorlaşır.
 Bu mekanizmalar olmasaydı,her kusma felaketle neticelenebilirdi.Kapanan ses tellerine ragmen,nefes alma gayreti ile gögüs kafesinde negatif basınç,karın kaslarının kasılmasıyla da karın içinde pozitif basınç ortaya çıkar.Mide muhteviyyetının kolayca dışarı atılması için yüksekten alçaga dogru basınç oluşur.Kusmanın hemen öncesi,mide-bagırsak geçişini saglayan kaslar kasılarak kapanır.Yemek borusu-mide geçişini saglayan kaslar gevşeyerek açılır.Böylece kusulacak muhteviyyetın,ince bagırsaklara kaçmadan,yemek borusu yoluyla atılmasına imkan saglanır.
 Kusma tamamlandıktan sonra,karındakı kasılmaların bitmesi ve kana endorfin salgılanması sonuçu,insanda genel rahatlama hissi oluşur.
 Netice olarak,kusma zahiren bizi korkutsa da,vücudumuzda gerçekleşen bütün hadiseler gibi,ince bir sanatın ürünüdür ve ALLAH(cc)ın bize bahşettigi sayısız nimetlerden birisidir.
  Sevgiyle ve saglıkla kalın...

22 Ocak 2015 Perşembe

Çocuklarda dışkı kaçırma


  Çocugun kakasını tutma ve bırakma işlevini kontrol edebilecegi yaşa gelmesine ragmen,istemli ve ya istemsiz olarak kakasını kaçırmasına enkoprezis denir.Enkoprezis iki şekilde görülür:
 1- Birincil enkoprezis-Çocukta kaka tutma kontrolü hiç gelişmemiştir.
 2-İkincil enkoprezis-Çocuk kakasını en az 1 yıl kontrol edebildikten sonra kakasını kaçırmaya başlamıştır.
  Enkopreziste en sık rastlanan bulgu iç camaşırına dışkı bulaşmasıdır.Dışkı kaçırma sadece camaşırı lekeleyecek şekilde olabilecegi gibi,daha yogun da olabilir.Dışkı kaçırma genelde gündüz saatlerinde raslanır.Enkoprezis erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla daha sık rastlanıyor.Enkoprezis tanısının konması için,istemsiz yada amaçlı olarak,yineleyen bir şekilde dışkının uygunsuz yerlere yapılması en az 3ay süreyle devam etmelidir,takvim yaşının en az 4 olması ve eşdeger gelişim düzeyinin olması göz önünde bulundurulmalıdır.
  Enkoprezis nedenleri nelerdir?
  Dışkı kaçırmanın en önemli nedenlerinden birisi kabızlıktır.Beslenme bozulukları,bagırsakların fonksyonel bozuluklarından dolayı oluşan kabızlıkta dışkını sert olması nedenile dışkılama sırasında makatta yırtık(anal fissür) oluşabiliyor.Anal fissür dışkılama sırasında çok şiddetli, bir agrıya neden oldugundan böyle çocuklar tuvalete gitmekten korkar duruma gelirler.Bu durum da kabızlıgın kronikleşmesine neden olur.Bagırsagın alt kısmında birikerek katılaşan dışkı oradakı kasların gerginligine neden olur.Bu durumdakı çocuklar oyun oynarken hoplama,zıplama yaparken ,gülerken, koşarken makattakı kasların gevşemesine ve gazla birlikte dışkı çıkmasına neden olurlar.Enkoprezis bagırsakların işlevsel bir nedene baglı ldugu gibi,geçirilmiş bagırsak ameliyyetlarından sonra da olabilir.Anüs ve bagırsaklarla ilgili geçirilmiş ameliyyatlar,inflamatuar bagırsak hastalıkları,dışkı tutmayı idare eden sinirlerle ilgili problemler enkoprezisin nedenleri arasında düşünüle bilir.Enkoprezisin nedenleri arasında psikolojik nedenler de olabilir.Aile içi geçimsizlik,kardeş kıskançlıgı,okul başarısızlıgı bazı ruhsal açıdan zayıf olan çocuklarda rastlanabilecek bir neden olabilir.
  Nasıl tanı koyulur?
 Tanı koymak için aileden alınacak öykü çok önemlidir.Çocugun yeme alışkanlıgı,tuvalet alışkanligi, geçirdigi hastalıklar,ruhsal yapısı ile ilgili geniş öykü alınması gerekiyor.Öyküden sonra fiziksel inceleme yapılması çok önemlidir.Fiziksel inceleme sırasında çocukta kabızlık olup olmadıgı,anüs kaslarındakı gerginlik anlaşılır.Bagırsagın alt kısmında katılaşmış dışkı varsa parmakla hissedilir.Fiziksel incelemede sorun anlaşılmazsa,yapısal nedenlerin olup olmadıgını araştırmak için özel testler ve tetkikler uygulanır...
  Bu kadar...Saglıkla kalın...

8 Ocak 2015 Perşembe

"BEN..."


  Ben...Ben... Ben...Hiç dikkat ettinizmi konuşurken ne kadar fazla kullanıyoruz bu kelimeyi?Ben(yine de ben:))dikkat ettim ve şaşırdım...Kendim de dahil olmak üzere toplumun giderek bencilleşmek üzere oldugunu düşünmeye başladım.21. yüzyıl sendromu her halde "bencillik".Son zamanlarda bencilliyin bu kadar tavan yapmasının nedeni ne acaba?Teknolojimi?Hayatın agır şartlarımı?Her ikisi aslında...Zira,teknolojideki gelişim bizi birbirimizden tamamen ayırıyor,iletişimi yok ediyor,nerede ise başkalarının" var oldugunu" unutuyoruz ... Tabi ki teknolojinin gelişmesi güzel bir şey...Ama ve lakin teknoloji insanı kendi kendine "yeter" hale getiriyor ve dostluk, arkadaşlık ilişkilerini ortadan kaldırıyor...Daha sosyal hale geldigimizi düşünürken ,aslında asosyalleşiyoruz.Tabi ki iletişim içindeyiz ama eskiden olan yüzyüze ,el ele,göz göze,çagırarak,bagırarak,aglayarak,gülerek degil...
  Hayatın agır şartlarımı bizi bencil yapan?Evet...Tabi ki bunun da etkisi yok degil...Her kes kendi geçimini saglamak için ugraşırken başkalarının varlıgını unuta biliyor.
  Bu bahsetigimiz "masum bencilikler"...Bir de gercekten bencilligi hayat felsefesi edinenler var.Başkasının sahip olduguna kendisi de sahip olmak için çırpınan,başkasının sahip oldugunu elinden alınca övünen,kendi yararı için başkasını zarara ugratan,evlenirken bile sadece maddi yönünü düşünen,nerede kiminle görüldügünün hesabını tutanlar...Böyle insanlar F.Baconun ifadesi ile"yumurtasını bişirmek için komşusunun evini yakar".
  Evet, aslında ise huzurun,varın,mutlulugun paylaştıkca çogalabilecegini unutmuş bir topluluga dönüşmeye başlıyoruz...Bu konuyla ilgili önceden okudugum bir hikayeyi anlatmak istiyorum.Bu konu için çok uygun...
  Bilge hükümdar,bencil miskinlerle,gönül ehli dervişler arasındakı farkı ortaya koymak için şu denemeyi yaptırmış.Tembelhanelerinden topladıgı bencil kişileri bir araya getirmiş ve gün boyu ac bırakmış.Sonra da kocaman bir çorba kazanını ortalarına koydurmuş.Miskin benciller hemen hırsla kaşıklarla saldırmışlar.Kocaman kaşıkları çorba kazanına daldırı vermişler.Ancak çorba dolu kaşıkları agızlarına götürememişler.Çünki kaşıkların sapları nerdeyse bir metreye yakınmış.Bu sebeple çorba dolu kaşıkları agızlarına götürememişler.Yiyemedikleri çorba üstlerine başlarına dökülmüş,çorba kazanına düşmüşe dönmüşler,perişan olmuşlar,ac kalmışlar.Bencil miskinlerden sonra,dervişler getirilmiş.Aynı şekilde,gün boyu ac kalmış olan fakir insanlar,görünüş itibariyle öncekilere benziyormuş ama,gönül bakımından apayrı ve bambaşka imişler.Çorba kazanının etrafına oturmuşlar sükunetle.Bir kazana bakmışlar,bir de ellerindeki uzun saplı kaşıklara.Sonra da bir güzel karınlarını doyurmuşlar.O uzun saplı kaşıklara ragmen ac kalmamışlar.Çünki bir birilerini doyurmuşlar.Herkes kendi kaşıgını karşısında oturan dervişin agzına uzatıvermiş.
  Böylece,karşısındakini farketmenin,görmenin ve düşünmenin,yani bencil olmamanın faydasını görmüşler.Hayata "ben"penceresinden bakmak kişiye zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.Sadece,"ben" diyenin bakış acısı dardır.Çogu zaman kendi başınalıgı,yalnızlıgı ve kimsesizligi ile baş başa kalır. Hatta,malı mülkü arttıkca yükü çogalır,darlıgı daha da daralır.
  Hz.Mevlana der ki:
 Dag bile,sesine ses verir.
  Ya insan...
  Başkalarını gündemine alabilen,derdiyle dertlenebilen,çözümler sunabilen insan olabilme dilegile...

30 Aralık 2014 Salı

Disleksi


  Merhabalar.Bu gün çocuklarda sık görülen ama zamanında teşhisi konulamayan bir sorunla ilgili yazı paylaşcam sizinle...Sorunun adı"DİSLEKSİ".
  Bazı çocuklarla ilgili "Aslında çok zeki ama..."kalıplı cümle kurarlar.Bu çocuklar genelde dislektik çocuklardır.Disleksi okumayı,yazmayı ve dil ile ilgili diger becerileri etkileyen bir ögrenme bozuklugudur.Bazen okuma ve yazma ile birlikte diger ögrenme becerilerini de etkileyebilen bir sorundur.Aynı zamanda velilerin ve ögretmenlerin kafasını karıştıran bir sorundur.Nedenmi?
  Disleksi her ne kadar okuma ve yazmayı etkileyen bir sorun olsa da, diger alanları da etkileyebiliyor.Ve bu çocuklar velilerin ve ögtretmenlerin dili ile ifade etsek "çekilmez hale geliyorlar".Okuma-yazmada zorlanan çocuk her ne kadar çaba harcasa da bu sorunları çözemediginden okul onun için kabus haline geliyor,kitaplar ve defterler ona düşman oluyor.Bazen bu çocuklar "yapamıyorum" demek yerine"yapmıyorum"u daha kolay görüyorlar.Bu nedenle de ögretmenleri tarafından "haylaz"diye nitelendiriliyorlar.
  Nörologlar disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemişler:
 -Yazılı kelimeleri ögrenme ve hatırlamada zorluk
 -b ve d harflerini,6 ve 9 sayılarını ters algılama
 -ne ve en bir birinin aynısı gibi algılama
 -3ü E,12i 21 gibi algılama
 -h ve t harflerini ters algılama
 -Okurken kelime atlama
 -Hecelerken sesleri karıştırmak,sessiz harflerin yerini degiştirmek
 -Harfleri tanımakta ve ayırt etmekte zorluk
 -Seslerle harfleri ilişkilendirmede zorlu
 -Yönergeleri bulmada zorluk
 -Kelimenin başındakı ve sonundakı harfi sesi ayırt etmede zorluk
 -Bazı çocuklar gömleginin dügmelemekte ve ya ayakkabılarını baglamakta zorluk çekebiliyorlar
 -Uzunluk ve derinlik arasındakı ilişkiyi anlayamazlar
 Evet,dislektik çocuklar beynin sol ön lobunu kullanmakta zorluk çektileri için bu sorunları yaşarlar.Aslında ise çok güclü zekalrı var.Normal insanın hayal gücünün 2 katına sahiptirler.Dislektik insanların en büyük düşmanı kitaptır.Kitapı anlamak için 5-6 kere okurlar.Aslında dislektik insanlar üstün zekaya sahipler ve birçogu dahi ve ünlüdürler.
  Hepimiz Albert Einşteinı bir dahi olarak tanıyoruz.Peki Einşteının 10 yaşına kadar okuma yazmayı ögrenemedigini biliyormuydunuz?Einştein da dislektik bir çocuktu...
  Leonardo da Vinçi...15.yüzyılda bir helikopter projesi vardı... ve o da dislektik çocuktu...Onun yazıları sadece aynadan okuna biliyordu,yani tersten yazıyordu.
  Thomas Edison...Bizi şu an aydınlatan ampülle tanıştıran kişi..." o da mı" diyeceksiniz.Evet o da...dislektikti.
  Pablo Picasso...ünlü kübist ressam...Ömrünün sonuna kadar 7 rakamını yazamamış...
  Walt Disney... Harflerle arası bozukmuş:)o da içini karikatürlere dökmüş...sonunda Walt Disney olmuş...
  Bu listeyi uzata biliriz.Bu sıraladıgımız insanlar hem dislektikti,hem de dünyanın seyrini degiştiren insanlardı...
  Dislektik çocuklar tembel veya haylaz degil.Hele geri zekalı hiç degil.Daha fazla ilgi ve dogru teşhis sorunu çözmeye yardımçı olabilir.
 Bu kadar...Sevgiyle kalın...

19 Aralık 2014 Cuma

Çocuklarda idrar kaçırma


  Çocuklarda idrar kaçırma sorunu en sık rastlanan ve mutlaka araştırılması gereken sorunlardan biridir.
 İdrar kontrolü sinir sisteminin gelişmesile paralel ilerliyor.Bebeklik döneminde idrar yapma tamamen refleksle oluyor.İdrar kontrolü ilk 5 yıl içerisinde tamamlanıyor.5 yaşından sonrakı idrar kaçırma artık normal olarak görülmüyor.İdrar kaçırmanın 2 tipi vardır:
 1-Dogumdan itibaren hiç kuru kalmamışsa birincil(primer)tip
 2-En az 6 ay kuru kaldıktan sonra idrar kaçırmaya başlamışsa ikincil(sekonder)tip idrar kaçırmadan söz ediliyor.
 İdrar kaçırma,yani tıp dili ile enürezisin 4 çeşidi vardır:
 1-Noktürnal(yalnızca gece idrar kaçırmak)
 2-Diürnal(yalnızca gündüz idrar kaçırmak)
 3-Cronik(hem gece,hem de gündüz idrar kaçırmak)
 4-Ara sıra idrar kaçırmak(bu tür çocuklar genellikle bazı nedenlere baglı idrar kaçırıyorlar.Örnegin bazı hastalıklara baglı,yeni bir kardeş dogdugunda ve s.)
  Enürezis nedenleri nelerdir?
 1-Çocuklarda genetik ola bilir.İdrar kaçırma öyküsü olan çocukların anne ve babalarında da genelde böyle bir öykü vardır.Anne ve babadan birisinde idrar kaçırma öyküsü varsa çocukta %45,her ikisinde varsa %77 oranında çocuk da bu sorunu yaşayacaktır.
 2-Bu çocukların gece uykuda mesane dolulugunu hissetmesi yetersiz,mesane kapas,itesi küçük,uyku derinlikleri fazladır.
 3-Bu çocukların 1/2sinde şeker hastalıgı,böbrek hastalıkları,mesane hastalıkları,bagırsak hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır.
 4-Psikolojik sorunlar oldukca karmaşıktır.Duyulan kaygı,anneye ve ya babaya karşı duyulan öfkenin dışa vuruşu,bir savunma mekanizması sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
  Bazen kardeşi dogumu ile birlikte herkesin bebege olan ilgisinden dolayı bebek olma istegi,kardeşe duyulan saldırgan duyguların ifadesi,bazen aşırı temiz ve titiz anneye karşıpasif agresif bir tepki niteligi taşıyabilmektedir.Ailedeki ölümler,ayrılıklar,geçimsizliklerin yaratcagı anksiyete,ailenin aşırı koruyucu ve hoşgörülü tutumu çocukta bebek kalma egilimi enürezis belirtisi ile kendini göstere bilir. Sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan aile içinde yeterli duygusal etkileşimden yoksun,uyumsuz,içine kapanık çocuklar daha çok rastlanıyor.
  Teşhis ve tedavi nasıl olmalı?
 -İdrar kaçıran çocuklarda ilk olarak idrar tetkiki yapılması gerekiyor.
 -Ultrasonografile böbreklerin ve idrar yollarının degerlendirilmesi gerekiyor.İdrar kaçırmasına sebep olabilecek hastalık varsa önce bu hastalıgın tedavi edilmesi gerekiyor.
  Geceleri idrar kaçıran çocuklarda her hangi altta yatan neden bulunmazsa enürezis tedavisine başlanır.Enürezis tedavisinin bir kaç basamakta yapılması gerekiyor.
 İlk önce aileye danışmanlık vermek gerekiyor.Çünki bu tedavide ailenin tutumu çok önemlidir.Aile çocugu cezalandırmamalı,bundan utanç duymamalıdır.Bu durumda hem ceza,hem de sevecenlikle ödüllendirmek iyi bir yol degildir.Aileye sunulan diger önerilerin başında sıvı kısıtlaması var.Bu çocukların akşam yemeginden sonra sıvı tüketmemesi gerekiyor.İkinci öneri geceleri en az bir kez uyandırılmalarıdır.Bu önerilere en az bir ay uyulması ve idrar kaçırma takvimi çizilmesi öneriliyor.Takvim 1 ay için yapılıyor.Takvim 4 haftayı ve haftanın günlerini gösteriyor.Çocuk idrar kaçırdıgı zaman bulut işareti,kuru kaldıgı zaman güneş ve ya gülen yüz işareti çizilerek teşvik ediliyor.Dogal olarak çocuk hep güneş çizmek için ugraşacaktır.
  Sıvı kısıtlaması ve gece uyandırma ile azalmayan idrar kaçırmalarda "alarm pedi"kullanılıyor.Gece yatmadan önce çocugun iç camaşırına bir algılayıcı yerleştiriliyor.Çocugun baş ucunda duran alarma baglı olan bu ped ıslandıgı zaman çalmaya başlıyor.Çocugun her altını ıslatmasında çalan zil çocukta şartlı refleks oluşmasına neden oluyor.Sonrakı günlerde çocuk kendisi uyanabiliyor.
  Bu yöntemler de sonuç vermezse,ilaç tedavisi başlamak gerekiyor.Genelde idrar kaçırma yaşla giderek azalıyor ve %99 oranında kayboluyor...
  Sevgiyle ve saglıkla kalın... Umarım yararlı olmuştur...

17 Aralık 2014 Çarşamba

Pnömoni


  Son günlerde alt solunun yolu enfeksyonlarının sayısı artmış durumdadır.Alt solununm yolu enfeksiyonlarından pnömoni sıklıkla çocuk ve yaşlı hastalarda rastlanmaktadır.Halk arasında zatürre,tıp diliyle pnömoni olan bu hastalıgın etkenleri bakteriler,virüsler,nadiren de parazitler ola biliyor.
  Pnömoni akcigerlerde alveol adı verilen hava dolu keseciklerde iltihap oluşmasına denir.Alveoller iltihap hücreleri,kan damarlarından gelen serum sıvısı ile doldugundan,hava içerigini kaybeder ve normal işlevlerini yerine getiremezler.
  Pnömoni genelde bagışıklık sistemi zayıf bireylerde rastlanmaktadır.Pnömoni için risk faktörleri aşagıdakılardır:
 1-İleri yaş
 2-Sigara kullanımı
 3-Soguk havaya maruz kalma
 4-Kronik akciger ve kalp hastalıgı öyküsü
 5-Bilinç bulanıklıgı ile seyreden bazı nörolojik hastalıklar
 6-Yabancı cisim aspirasyonu
 7-Alkolizm ve ya madde bagımlılıgı
  Pnömoni ya hasta kişiden saglam kişiye,ya da insanın kendi vücutundakı mikroplerın akcigerlere ulaşmasıyla oluşa biliyor.
  Pnömoni genelde üst solunum yolu enfeksyonlarını takiben başlar,2-3 gün süren yüksek ateş,üşüme,titreme,halsizlik,öksürme,balgam çıkarma,solunumla birlikte gögüs üzerinde hissedilen batıcı tarzda agrı,hızlı nefes alıp verme ile devam eder.Hastalık ciddi duruma ulaştıgında nefes darlıgı ortaya çıkar.Hastanın şikayetleri,fizik müayene bulguları,kan analiz sonuçları doktorun pnömoni teşhisi koymasına yardımcı oluyor.Hastalıgın ciddiyet durumuna göre doktor hastanın evde ve ya hastanede tedavisini sürdürüp sürdüremeyecegine karar verir.Pnömonili hastalarda hemen uygun antibiyotik tedavisine başlanması gerekiyor.
  Sevgiyle ve saglıkla kalın...

12 Aralık 2014 Cuma

Güclü hafıza için...


  Hafıza bilgiyi depolama,saklama ve sonrasında geri çagırma yetenegi olarak tanımlanıyor.Hafıza aşamalarını şöyle sıralaya biliriz:
 1-Kodlama ve kaydetme,yani alınan bilginin işlenmesi ve birleştirilmesi
 2-Depolama,yani alınan bilginin kaydının oluşturulması
 3-Geri çagrılma ve hatırlama,yani aktivite ve ya herhangi bir ipucunun bilgiyi depodan geri çagırması ve hatırlatması
  Yaşam boyu ögrendigimiz her şey beynimizdeki nöronlar arasındakı elektriksel ve kimyasal harflerle yazılıdır.İnsan beyni kütüphaneden faklı olmayan bir dosyalama sistemi gibi çalışıyor.Bütün bilgiler ayrı ayrı dosyalar şeklinde depolanmış,sık kullandıklarımız daha önde,ara sıra kullandıklarımız daha geride ...Bazı dosyaları tamaamlanmış kabul ederek kapatırsak oraya artık veri yükleyemeyiz.Bu genelde degişimi sevmeyen insanlar için geçerlidir,hep aynı kalır,mevcutla yetinirler.
  Aslında insanı insan yapan hafızasındakı bilgilerdir...Peki bizim için çok degerli olan bu hafızamızı korumak için neler yapmalıyız?
  Uzmanlara göre,beyin fonksyonlarının zayıflamasının beyin hücrelerinin miktarının azalması ile bir ilgisi yoktur.Hafıza için önemli olan hücreler arasındakı baglantıların iyi çalışmasıdır.Beyin fonksyonlarının zayıflamasını önlemek için beyni sürekli çalıştırmak gereklidir.Bu da hücreler arasındakı iletişimi sürekli canlı tutmaya yardımçı olacaktır.Monoton bir yaşantı beynin birinci düşmanıdır.Farklı şeylerle ugraşmak,her gün bir şeyler ögrenme gayreti içinde olmak beynimizi canlı tutmaya yardımçı olacaktır.
  Kaliteli bir hafıza için gereken unsurları sıralarsak:
 -Beynimizi güclü tutmak istiyorsak biligileri 5N1K kuralına göre beynimize yazmalıyız."Kim,ne,nerede,ne zaman,niçin,nasıl"kuralına göre beynimize yazılan bilgiler,beş duyu ile beyne kayd edildiginden kolay unutulmaz ve hemen hatırlanabilir.
 -Ögrenirken iyi konsantre olmak çok önemli.Dikkat edilmeden dinlenen biligiler kuma yazılmış gibidir,hemen silinir.
 -Ögrenilen bilileri önemsedigimiz zaman unutulması daha zor olacaktır.
 -Akılda tutma teknikleri de güclü hafıza için çok önemlidir.
 -Ögrenirken duygusal boyut da çok önemli...
 -Unutmamak için not etmek çok önemli...
 -Hafızamızı canlı tutmak için tekrar çok önemli...
 -Kaliteli bir hafıza için uyku da çok önemli.Uykunun RM döneminde beyin aktif çalışır,bilgi işlem ve arşivleme yapar.
 -Kaliteli bir hafıza için kaliteli beslenmeye de ihtiyacımız var.B grubu vitaminler,E vitamini,folik asit,demir,omega3 yagları,A ve K vitamini beynimiz için çok önemlidir.B grubu vitaminler ve E vitamini beynimizi serbest radikallerin etkisinden koruyor.
 Omega 3 beyin fonksyonlarında önemli bir role sahiptir,davranış ve bilişsel olaylarda etkilidir.Eksikliginde dikkat eksikligi,depresyon ve ögrenme bozuklugu oluşuyor.
 Su da beynimiz için çok önemlidir.Susuzluk beyinde kortizol denen bir hormon salgılanmasına neden oluyor.Bu hormondakı artış beynin depolama alanının küçülmesine ve dolayısıyla hafızanın azalmasına neden oluyor.
  Bu kadar... Sevgiyle ve saglıkla kalın...